Kadın ve Adam

Kahvesini aldı ve sigarasıyla birlikte yudumlamak için bahçeye yöneldi adam. Sabah saatleri olduğundan kalabalık değildi. Havada hiç esinti yoktu. Şöyle bir bakındı ve gölgede kalan duvar kenarı bir yere oturdu. Sol eliyle ceketinin iç cebinden sigarasını çıkartırken sağ eliyle ceketinin yan cebindeki çakmağını arıyordu. Kahve çok sıcak olduğu için kağıt bardağın tepesindeki kapağı çıkarttı. Bacak bacak üzerine atarak arkasına yaslandı ve sigarasını yaktı. O en sevdiği günün ilk dumanını içine çektikten sonra upuzun camlı binaların arasından görünen masmavi gökyüzüne bakarak dumanını üfledi…

Bu semte ilk kez geliyordu kadın. Günlerdir uğraştığı görüşme için nihayet randevu alabilmiş ve sabah evinden çıkınca şirkete uğramadan direkt buraya gelmişti. Binanın önüne park ettiğinde telefonu çaldı. Randevusu olan adamın sekreteri görüşmenin 1 saat ertelendiğini söyledi. Canı sıkıldı kadının. Etrafına bakındı ve binanın çaprazındaki o marka kahve zincirlerinden birisini görünce rahatladı. Her zaman tercih ettiği sıcak kahvesini sipariş etti. Dilinin yanmaması için birkaç buz parçası attırdı içine. Bahçeye çıktı. Masaların bir kısmı güneşteydi. Aslında oturmak için tercih edeceği masada birinin oturduğunu fark edince yine gölgede kalan ama daha ortada bir masaya oturdu. Kahvesinden bir yudum aldı ve kafasını kaldırıp gökyüzünü daraltan o camlı binalara baktı…

Adam, sigarasını söndürmek için kafasını telefondan kaldırıp kül tablasına bakarken fark etti 3 masa ötesinde oturan kadını. Ne kadar güzel saçları olduğunu düşündü ilk önce. Sonra bu saç şeklinin böyle ince kadınlara nasıl yakıştığını düşündü. En sonunda kadının güzelliğinin ve zarifliğinin bu saçı güzel gösterdiğine kanaat getirdi. Bir elinde sigarası olan kadın diğer elindeki telefonuna bakıyordu. Tam da bu bakış, o küt saçların perçemlerinin yüzünü kapamasına sebep oluyor, bu da kadını çok daha güzel gösteriyordu. Kadının kahvesinden bir yudum almak için kafasını kaldırdığını fark ettiği anda adam, ona baktığını anlamasın diye kafasını başka yöne çevirdi…

Kahvesinden bir yudum daha alan kadın, 3 masa ötesinde oturan adamı fark etti. Yakası açık, kolları kıvrılmış beyaz gömleğiyle başka tarafa bakan adamın ne kadar hoş olduğunu geçirdi aklından. Ayakkabılarından saçlarına şöyle bir süzdü. Gerçekten olgun ve yakışıklı bir adamdı bu. Gür saçlarının arasında belli belirsiz seçilen kırlar adama hoş bir hava katıyordu. Belli belirsiz sakalı, sert ve keskin hatlı çenesinde çok hoş duruyordu. Gözlerini merak etti ama çok dikkat çekici baktığını fark etti ve bu şekilde göz göze gelmenin kendisini hafif düşüreceğini düşünerek yeniden telefonuna eğdi kafasını. Aklı adamdaydı…

Boş boş başka tarafa bakmanın anlamsızlığını yaktığı yeni bir sigara ile savuşturmaya çalıştı adam. Sigarasının dumanını üfledikten sonra önce göz ucuyla kadına bakarak eline telefonunu aldı. Kadının yine aynı güzellikte telefonuna baktığını görünce tekrar kadını seyretmeye koyuldu. Bu sefer üstündeki elbiseye baktı. İnce vücuduna kesinlikle çok yakışıyordu. Küçük ama diri olduğu her halinden belli olan göğüsleri, sutyeninin verdiği güvenle geriyordu elbisenin o narin kumaşını. Yüksek ökçeli ayakkabıları incecik bileklerini ortaya çıkartıyor, derli toplu oturuyor olmasına rağmen kadının bacaklarını çok daha dikkat çekici yapıyordu. Tekrar bakışlarını kadının yüzüne çevirdiği anda kadının kendisine baktığını fark etti adam ve hemen bakışlarını kaçırdı ve telefonuna bakmaya başladı…

Adamın bacaklarına baktığını fark edince önce bir rahatsız oldu kadın. Ama sonra gayet derli toplu oturduğunu, dizinin altının ancak açıkta olduğunu fark edince rahatladı. Hatta bu haliyle böyle hoş bir adam tarafından izlenmek kadını keyiflendirdi ve yüzüne belli belirsiz bir gülümseme yerleşti. Zaten göz göze geldikleri anda adamın bakışlarını kaçırması saygısını gösteriyordu. Adam hoş olduğu kadar beyefendiydi de belli ki. Adamın parmaklarına baktı kadın. Sigarayı tutan sol elinde yüzük yoktu. Telefonu tuttuğu elini tam göremiyordu…

Bir an kendini aptal gibi hissetti adam. Böylesi hoş ve her halinden ne kadar kaliteli olduğu belli bir kadın karşısında, hırt bir herif gibi bacaklarına bakarken yakalanmıştı. Kim bilir kendisi hakkında ne düşünmüştü. Oysa kadını gerçekten beğenmişti. Öyle güzelliğe hayran bir beğeni değildi hissettiği. Daha farklıydı. Konuşmak, kendini ifade edebilmek için neler vermezdi. Bu kadında başka bir şeyler vardı. Sanki gölge yerini güneşe bırakmış gibi terlediğini fark etti. Bu sıcak kahvenin yerinde bir Scotch olsaydı keşke, ne iyi olurdu…

kadın ve adam

Dikkatini yeniden telefonuna vermeye çalıştı kadın. Bugüne kadar bırak bir kafeyi, bir barda bile tanımadığı kimseyle kesişmemişti. Güzel olduğunun farkındaydı ama tanımadığı adamların bakışlarından genellikle rahatsız olurdu. Hatta bir keresinde bir gece kulübünde görüp çok beğendiği bir adam yanına gelip onunla tanışmak istediğini söylemiş ve bu onu o kadar rahatsız etmişti ki adamı çok kötü terslemişti. Oysa bu adamda farklı bir şey vardı. Çünkü hiç istemediği kadar adamın ona bakıyor olmasını diliyordu ve hatta keşke yanına gelip tanışmak isteseydi, ne güzel olurdu…

Kadının oturduğu tarafta başka bir şeye bakıyormuş gibi kafasını hızla çevirdi adam ve kadının yine telefonuna baktığını görünce kaldığı yerden süzmeye devam etti kadını. O güne kadar hiçbir kadının yanına böyle uzaktan bakışarak gitmediğini düşündü. Oldu olası bu konularda cesareti yoktu. Oysa arkadaşlarından çok hikaye dinlemişti bununla ilgili. Fakat o cesaret edemezdi. Zaten sabah vakti bir kafe de tanımadığı bir kadının yanına gidip ne diyebilirdi…

Bir an düşündü kadın. Bu adam eğer yanına gelir ve tanışmak istese ne yapardı? İlk gençliğinden beri doğru bildiği şeyi yapmıştı da ne olmuştu sanki. Kendine güvensiz bir iki sevgili ya da arkadaşların çöpçatanlığı ile kurulan birkaç erkek arkadaştan başka ne getirmişti bu doğrular ona. Otuz yaşını geçmişti artık. Sanki doğru bildiklerini gözden geçirmeliydi… Tekrar aynı soru fısıldadı içinde; bu adam kalkıp yanına gelse ve tanışmak istese ne yapardı? Kafasını kaldırdı ve adama baktı…

Bir anda göz göze geldi kadınla. Bu sefer kaçırmadı bakışlarını adam. Eksik olan parça gözleriydi kadının ve o da oturunca bugüne kadar gördüğü en güzel tabloya baktığını fark etti adam. Sanki onu çağırıyordu bu bakışlar. Kalbi hızla atmaya başladı adamın. İçinden bir ses “kalk hadi git yanına” diyordu. Ne diyecekti kadına? “Pardon sizi bir yerden tanıyor muyum?” gibi klişe ama en basit soruyu tercih etmek en akıllıca olanıydı. Zaten devamının gelip gelmeyeceği kadının tavrından belli olur, ona göre davranırdı. Olumsuz bir karşılık halini de en az hasarla böyle atlatabilirdi. Gözleri çok güzeldi kadının… Oturduğu yerde doğruldu ve tam kalkacakken kadın bakışlarını bir anda telefonuna çevirdi ve kulağına götürüp konuşmaya başladı. Kalkamadan oturduğu yerde kaldı adam. O bir cinnet gibi gelen cesareti kaybetti ve bir sigara yakıp yine gökyüzüne kaldırdı bakışlarını…

Adamla göz göze geldiğinde kadının kalbi hızla atmaya başladı. Belli etmemeye çalışsa da bakışlarını da kaçırmadı bu sefer. Bu yaşına kadar tanımadığı bir adama gönderdiği en cüretkar davetti bu. Tek korkusu bunun kendisini hafif düşürmesi ve adamın kendisi hakkında ki düşüncelerini değiştirmesiydi. Bakışlarını adamın gözlerinden biraz aşağıya düşürdü ve o ana kadar göremediği diğer elinin parmaklarına baktı. O parmaklarında da yüzük yoktu. İçinden bir ses inatla, bu adamın doğru adam olduğunu söylüyordu. Sanki adam da daveti almış kendisine gelecek gibiyken bir anda telefonun çalmasıyla irkildi kadın. O önemli görüşmeyi yapacağı adamın sekreteri arıyordu. Beyefendi ofise gelmişti ve kendilerini bekliyordu. Bir an tekrar bakışlarını kaldırıp adama baktı. Adam bir sigara yakmış öylesine gökyüzüne bakıyordu. O an tüm bu hissettiklerinin kendi kurgusu olduğunu düşünüp içten içe kendine kızdı ve telefondaki kadına “hemen geliyorum” dedi…

Cesareti kırılmıştı adamın. O telefon belki de buluşmak için buraya geldiği bir arkadaşından hatta sevgilisinden geliyordu. Hissettiklerinin kendi kendine kurduğu ve inandığı bir oyun olduğuna inandı. Zaten böyle değilse kadın hala ona bakıyor olurdu. Sigarasından bir nefes daha çekti ve söndürmek için doğrulduğunda göz ucuyla tekrar kadına baktı…

Masanın üstünde ki kül tablasında tam sönmemiş sigaranın kırık dumanı tütüyordu sadece. Kadın gitmişti…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: