Otobüs Durağı…

Herkesin her gün uğradığı, Birçoğunun her gün beklediği o otobüs durağında bekliyorum, bir sonraki otobüsü... Elimde otobüs bileti. Eldivenlerimin arasında tuttuğum otobüs biletinden bahsediyorum. Bilen bilir, hatırlayan hatırlar o otobüs biletini... O parmaklarının arasında tuttuğunu sandığın otobüs bileti... Hani otobüs geldiğinde elinde tuttuğunu sandığın ama kaybolan bilet! Bak, geldi o beklediğimiz o otobüs. Peki, sen... Continue Reading →

Haberin yok!

Dün akşam, O senin yüzünü bir daha görmek istemediğin adama gittim. Öylece baktı yüzüme, anlamsız bir ifadeyle... Tam o an da yapıştırdım yüzüne yumruğumu. Sonra arkama bakmadan koşarken oradan, sanırım burnu kanıyordu... Bir önceki gün, Hani var ya şu senin üst komşu. Dayandım kapısına. Karısı açtı kapıyı. Dedim "Derdiniz ne sizin?" Anlamaya çalışırken olup biteni... Continue Reading →

İkinci şans

"İkinci bir şans verilse, seven yine sever, vuran yine vururdu..." Kahve içtiğim yerin duvarına aynen böyle yazmış, kaynak belirtmeden kurşun kalemle... Ben ilk kez bu duvarda rastladım bu söze. Belki başka bir sahibi var belki de bu duvara yazana ait, bilmiyorum. Ama çok sevdim... Çok düşündürdü beni! İkinci bir şans... Her insan hiç değilse hayatında... Continue Reading →

Aramıza sızan…

Seninle ilk göz göze geldiğimizde hissetmiştim. Artık ben olmayacaktım. Artık yalnız olmayacaktım. Sen ve ben çoğul olacaktık, biz olacaktık... Yanılmadım. Göz göre göre sızdın hayatıma, benden çok ben oldun. Beni çoğalttın, beni büyüttün... Ben seninle hayal ettiğimden fazlası oldum. Sen vardın hayatımda, benden fazla, sen... Sonra zaman büyüdü. Anılar doluştu, büyüdüm seninle... Geleceği hayal ederken... Continue Reading →

Ne bakıyorsun?!

Sana söylüyorum, ne bakıyorsun? Öyle dikmişsin gözünü, utanmadan, dik dik bakıyorsun. Derdin ne senin, ne istiyorsun? Beğenmedin mi gördüğünü, yakıştıramadın mı? Kırk yıl oğlum, boru değil! Bu kırk yılda ne yaşanmışlıklar var, ne umutlar, ne vazgeçişler biliyor musun? Neler görüyor insan, neler yaşıyor... Canın bir kere çocukken yanmaya başlıyor. Canın yandıkça geri durmayı, sakınmayı öğreniyorsun.... Continue Reading →

Sevgiliye…

Sen hayal kurmaya devam et sevgili, Ben seni hayallerine götüreceğim. Sen gökyüzüne bakmaya devam et sevgili, Ben seni denizlerde yüzdüreceğim. Ve sen, bana inanmaya devam et sevgili, Seni pişman etmeyeceğim.

Sen olsan…

"Babiş, bir zaman makinası buldun diyelim. Ama tek bir yöne gidecek kadar benzini (!) kalmış. Ya geleceğe gideceksin, ya geçmişe... Sen olsan, ne tarafa giderdin, hı?" Hayatıma dahil olduğu ilk andan itibaren beni her zaman şaşırtmayı başaran güzel kızımın yine, o gözlerini iri iri açarak sorduğu soruya verdiğim cevaba geçmeden önce bir kaç şeyi söylememe... Continue Reading →

Seçmediğimiz yol!

Hayat seçimlerden ibaret değil mi bir bakıma? Seçemediğimiz (en azından öyle olduğunu biliyoruz yaşayan hafızamızla) ırkımız, cinsiyetimiz, ülkemiz ve ailemiz dışında hayat bize sürekli seçimler sunuyor. Daha bebekken bu ayrımın farkına varıyor bilinçli ya da bilinçsiz seçimlerimizle yolumuza devam ediyoruz. İlk zamanlarda seçimlerimizi pek bilinçle yapmıyor olsak da, bu seçimler bize iyiyi ve kötüyü, zararlıyı... Continue Reading →

Gidene mi, gelene mi?

Geride bıraktığın mı, ileride seni bekleyen mi? Güneşin gezegenimiz etrafında ki her tam bir dönüşünün kutlu olduğu gün, yılbaşı... İnsan icadı takvimi nedense Kışın ortasından başlatmışlar. Oysa pekala ki 1 Ağustos yılbaşı olabilirdi. Her yıl 31 Temmuz akşamı yılbaşını kutlayabilirdik. Kuvvetle muhtemel Noel Baba güneş gözlüklü, havai desenli gömleği olan top sakallı bir amca olurdu.... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑