Yokuşun Başında…

Sağa baktı, sola baktı. Yol yoktu. Ellerini dizlerine dayayarak öne eğildi. Kamburu çıkık bi halde boynunu çevirerek ardına baktı. Geri dönemezdi. Derin bir nefes çekerek yine elleri dizlerinde kafasını yukarı kaldırarak yokuşa baktı. Tam yokuşu yokuş yapacak olan noktada, saatlerdir geldiği düzlüğün sonundaydı. Yorgundu. Nefesi ne kadar düzene giriyor olsa da gücünü toplayıp o yokuşu... Okumaya Devam et →

Otobüs Durağı…

Herkesin her gün uğradığı, Birçoğunun her gün beklediği o otobüs durağında bekliyorum, bir sonraki otobüsü... Elimde otobüs bileti. Eldivenlerimin arasında tuttuğum otobüs biletinden bahsediyorum. Bilen bilir, hatırlayan hatırlar o otobüs biletini... O parmaklarının arasında tuttuğunu sandığın otobüs bileti... Hani otobüs geldiğinde elinde tuttuğunu sandığın ama kaybolan bilet! Bak, geldi o beklediğimiz o otobüs. Peki, sen... Okumaya Devam et →

Haberin yok!

Dün akşam, O senin yüzünü bir daha görmek istemediğin adama gittim. Öylece baktı yüzüme, anlamsız bir ifadeyle... Tam o an da yapıştırdım yüzüne yumruğumu. Sonra arkama bakmadan koşarken oradan, sanırım burnu kanıyordu... Bir önceki gün, Hani var ya şu senin üst komşu. Dayandım kapısına. Karısı açtı kapıyı. Dedim "Derdiniz ne sizin?" Anlamaya çalışırken olup biteni... Okumaya Devam et →

İkinci şans

"İkinci bir şans verilse, seven yine sever, vuran yine vururdu..." Kahve içtiğim yerin duvarına aynen böyle yazmış, kaynak belirtmeden kurşun kalemle... Ben ilk kez bu duvarda rastladım bu söze. Belki başka bir sahibi var belki de bu duvara yazana ait, bilmiyorum. Ama çok sevdim... Çok düşündürdü beni! İkinci bir şans... Her insan hiç değilse hayatında... Okumaya Devam et →

Aramıza sızan…

Seninle ilk göz göze geldiğimizde hissetmiştim. Artık ben olmayacaktım. Artık yalnız olmayacaktım. Sen ve ben çoğul olacaktık, biz olacaktık... Yanılmadım. Göz göre göre sızdın hayatıma, benden çok ben oldun. Beni çoğalttın, beni büyüttün... Ben seninle hayal ettiğimden fazlası oldum. Sen vardın hayatımda, benden fazla, sen... Sonra zaman büyüdü. Anılar doluştu, büyüdüm seninle... Geleceği hayal ederken... Okumaya Devam et →

Ne bakıyorsun?!

Sana söylüyorum, ne bakıyorsun? Öyle dikmişsin gözünü, utanmadan, dik dik bakıyorsun. Derdin ne senin, ne istiyorsun? Beğenmedin mi gördüğünü, yakıştıramadın mı? Kırk yıl oğlum, boru değil! Bu kırk yılda ne yaşanmışlıklar var, ne umutlar, ne vazgeçişler biliyor musun? Neler görüyor insan, neler yaşıyor... Canın bir kere çocukken yanmaya başlıyor. Canın yandıkça geri durmayı, sakınmayı öğreniyorsun.... Okumaya Devam et →

Sevgiliye…

Sen hayal kurmaya devam et sevgili, Ben seni hayallerine götüreceğim. Sen gökyüzüne bakmaya devam et sevgili, Ben seni denizlerde yüzdüreceğim. Ve sen, bana inanmaya devam et sevgili, Seni pişman etmeyeceğim.

Sen olsan…

"Babiş, bir zaman makinası buldun diyelim. Ama tek bir yöne gidecek kadar benzini (!) kalmış. Ya geleceğe gideceksin, ya geçmişe... Sen olsan, ne tarafa giderdin, hı?" Hayatıma dahil olduğu ilk andan itibaren beni her zaman şaşırtmayı başaran güzel kızımın yine, o gözlerini iri iri açarak sorduğu soruya verdiğim cevaba geçmeden önce bir kaç şeyi söylememe... Okumaya Devam et →

Seçmediğimiz yol!

Hayat seçimlerden ibaret değil mi bir bakıma? Seçemediğimiz (en azından öyle olduğunu biliyoruz yaşayan hafızamızla) ırkımız, cinsiyetimiz, ülkemiz ve ailemiz dışında hayat bize sürekli seçimler sunuyor. Daha bebekken bu ayrımın farkına varıyor bilinçli ya da bilinçsiz seçimlerimizle yolumuza devam ediyoruz. İlk zamanlarda seçimlerimizi pek bilinçle yapmıyor olsak da, bu seçimler bize iyiyi ve kötüyü, zararlıyı... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑