Ne bakıyorsun?!

Sana söylüyorum, ne bakıyorsun?

Öyle dikmişsin gözünü, utanmadan, dik dik bakıyorsun. Derdin ne senin, ne istiyorsun? Beğenmedin mi gördüğünü, yakıştıramadın mı?

Kırk yıl oğlum, boru değil! Bu kırk yılda ne yaşanmışlıklar var, ne umutlar, ne vazgeçişler biliyor musun? Neler görüyor insan, neler yaşıyor… Canın bir kere çocukken yanmaya başlıyor. Canın yandıkça geri durmayı, sakınmayı öğreniyorsun. Uzak durmayı öğreniyor insan, hiç değilse yaklaşmamayı…

Tamam aç kalmadık belki ama, hiç mi korkmadık sanıyorsun aç kalmaktan? Kazandıklarımızla avunduk çoğu zaman ama kaybettiklerimiz öğretti bize korkuyu. Korkunun üzerine gitmemizi söylediler ama korkunun üzerine gittiğinde başına gelen felaketleri gördüğümüz örneklerle çevrildi hayatımız. Arkamızdakilere güvenip, yüzümüzü hiç duvara çarpmadık mı?

Doğru! Dizimiz kanamadan oynayamazdık. Düşmeden salıncaktan, sallanamazdık. Ama tentürdiyot acısıyla iyileştirdik biz o yaraları. Ne kadar üflersen o kadar işe yaramayan o turuncu yanmalarla…

Zaman geçtikçe iyiye gideceğine inandığımız hayatımız, korkularla çevrili boktan bir korku tüneline döndü. Çünkü bize umutlarımızı ve mutluluklarımızı ertelemeyi öğrettiler. Nasıl olsa düzelir, nasıl olsa iyiler kazanır demedik mi hep?

Ölümü gördük sonra… En sevdiklerimizin son sözlerini söyleyemeden bir beze sarılıp toprağın üç metre altına koyulduğunu gördük. Bir daha çıkmamak üzere toprağa gömdüklerimize alıştık zamanla belki ama yanımızdakileri kaybetme korkusuyla yaşayan paranoyak manyaklara dönüştük!

Aşktan hiç bahsetmeyeceğim bile… Yediğimiz çikolatalar da güzeldi ama ya dişlerimizi çürüttü ya da bizi böyle göbekli, çirkin bedenlere dönüştürdü!

aynamla-savac59f

Sonra yalanlar… Yalanlarla yaşamayı, yalanlara inanmayı öğrendik. Mesela kendine bak! Aynaya güvenip gözlerime dimdik bakıyorsun, bana hesap soruyorsun ya… İşte o çok güvendiğin, gözlerimin içine baka baka diklendiğin ayna bile sana yalan söylüyor! Sağ gözünü solda, sol kolunu sağda gösteriyor. Kendi suretimizi bile yalandan görüyoruz…

Ve beğeniyoruz çoğu kez kendimizi o yalandan surette. Saçımızı soldan sağa tararken aslında sağdan sola taradığımızı zannediyoruz ya belki ondan, bilmiyorum. Ama yıllar geçtikçe çirkinleşiyoruz…

Hah, şöyle… Çekil bakalım geriye… Şöyle bir boydan süz bakalım, gücün yeter mi bu adama? Hakkın var mı ona hesap sormaya? Sen kim oluyorsun, sen kimsin ki bana hesap soruyorsun?!

Haydi dön arkanı ve git. Bu sefer sana bir şey yapmayacağım…

Nasıl olsa arkanı döndüğünde kaybolacaksın, nasıl ve nereye gittiğini göremeyeceğim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: