Yılbaşı Ağacı

6-7 yaşlarında bir çocuk. Çalan kapının ziline koşar. Kapının kolu demirden çevirmeli, sert. Zorlansa da açar. Babasıdır kapıdaki. O dağ gibi, o yüzünde gülücükler açmasına sebep olan, o kahraman... Koltuğunun altında kocaman bir paket. Kabanının üstünde eriyen karlardan kalan yaldızlar ve serinlikle antreye dolan kış kokusu. Çocuğun kalbi küt küt... Baba ise yorulmuş belli ama... Continue Reading →

Takım elbiseli…

Aynanın karşısında kırmızı kravatının düğümünü bir kez daha kontrol etti. Sonra ceketini giydi ve yüzünü aynaya yaklaştırarak dikkatle baktı gözlerine. Sol gözünün altına düşen kirpiği diliyle ıslattığı parmağıyla aldı, saçına bir el attı ve aynadan bir adım uzaklaşarak omuzlarını silkerek son kez süzdü kendini ayanda ki yansımasında... Hazırdı. Omuzuna astığı deri çantasının içini son bir... Continue Reading →

Yokuşun Başında…

Sağa baktı, sola baktı. Yol yoktu. Ellerini dizlerine dayayarak öne eğildi. Kamburu çıkık bi halde boynunu çevirerek ardına baktı. Geri dönemezdi. Derin bir nefes çekerek yine elleri dizlerinde kafasını yukarı kaldırarak yokuşa baktı. Tam yokuşu yokuş yapacak olan noktada, saatlerdir geldiği düzlüğün sonundaydı. Yorgundu. Nefesi ne kadar düzene giriyor olsa da gücünü toplayıp o yokuşu... Continue Reading →

Otobüs Durağı…

Herkesin her gün uğradığı, Birçoğunun her gün beklediği o otobüs durağında bekliyorum, bir sonraki otobüsü... Elimde otobüs bileti. Eldivenlerimin arasında tuttuğum otobüs biletinden bahsediyorum. Bilen bilir, hatırlayan hatırlar o otobüs biletini... O parmaklarının arasında tuttuğunu sandığın otobüs bileti... Hani otobüs geldiğinde elinde tuttuğunu sandığın ama kaybolan bilet! Bak, geldi o beklediğimiz o otobüs. Peki, sen... Continue Reading →

Haberin yok!

Dün akşam, O senin yüzünü bir daha görmek istemediğin adama gittim. Öylece baktı yüzüme, anlamsız bir ifadeyle... Tam o an da yapıştırdım yüzüne yumruğumu. Sonra arkama bakmadan koşarken oradan, sanırım burnu kanıyordu... Bir önceki gün, Hani var ya şu senin üst komşu. Dayandım kapısına. Karısı açtı kapıyı. Dedim "Derdiniz ne sizin?" Anlamaya çalışırken olup biteni... Continue Reading →

İkinci şans

"İkinci bir şans verilse, seven yine sever, vuran yine vururdu..." Kahve içtiğim yerin duvarına aynen böyle yazmış, kaynak belirtmeden kurşun kalemle... Ben ilk kez bu duvarda rastladım bu söze. Belki başka bir sahibi var belki de bu duvara yazana ait, bilmiyorum. Ama çok sevdim... Çok düşündürdü beni! İkinci bir şans... Her insan hiç değilse hayatında... Continue Reading →

Aramıza sızan…

Seninle ilk göz göze geldiğimizde hissetmiştim. Artık ben olmayacaktım. Artık yalnız olmayacaktım. Sen ve ben çoğul olacaktık, biz olacaktık... Yanılmadım. Göz göre göre sızdın hayatıma, benden çok ben oldun. Beni çoğalttın, beni büyüttün... Ben seninle hayal ettiğimden fazlası oldum. Sen vardın hayatımda, benden fazla, sen... Sonra zaman büyüdü. Anılar doluştu, büyüdüm seninle... Geleceği hayal ederken... Continue Reading →

Ne bakıyorsun?!

Sana söylüyorum, ne bakıyorsun? Öyle dikmişsin gözünü, utanmadan, dik dik bakıyorsun. Derdin ne senin, ne istiyorsun? Beğenmedin mi gördüğünü, yakıştıramadın mı? Kırk yıl oğlum, boru değil! Bu kırk yılda ne yaşanmışlıklar var, ne umutlar, ne vazgeçişler biliyor musun? Neler görüyor insan, neler yaşıyor... Canın bir kere çocukken yanmaya başlıyor. Canın yandıkça geri durmayı, sakınmayı öğreniyorsun.... Continue Reading →

Sevgiliye…

Sen hayal kurmaya devam et sevgili, Ben seni hayallerine götüreceğim. Sen gökyüzüne bakmaya devam et sevgili, Ben seni denizlerde yüzdüreceğim. Ve sen, bana inanmaya devam et sevgili, Seni pişman etmeyeceğim.

Sen olsan…

"Babiş, bir zaman makinası buldun diyelim. Ama tek bir yöne gidecek kadar benzini (!) kalmış. Ya geleceğe gideceksin, ya geçmişe... Sen olsan, ne tarafa giderdin, hı?" Hayatıma dahil olduğu ilk andan itibaren beni her zaman şaşırtmayı başaran güzel kızımın yine, o gözlerini iri iri açarak sorduğu soruya verdiğim cevaba geçmeden önce bir kaç şeyi söylememe... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑